Sabahın erken saatindeki trenime ancak yetiştim, bir de vagonu bulmakta zorlandım. İki saat süren yolculuğum sonunda Lyon’a vardım. Buraya gelmemdeki amaç aslında şehir falan değil, sevdiklerim.

Lyon Fransa’nın üçüncü büyük kenti. Burada genelde sanayileşme ön planda. Operatörü olmayan metroları varmış (görmedim ne yazık ki, Paris’de de varmış. Onu da görmedim.) Kuklalarıyla ünlüymüş. Salı günü geldiğim için buraya şehir hayatı pek de canlı değildi. Haftasonu daha canlı olsa gerek.

Lyon’a geldiğimde teyzemin evine gittim önce. Akşam için dayımlar (diğer dayımlar) yemeğe geleceklermiş. Eniştemle çıkıp birşeyler aldık marketten, sohbet, hasret derken geliverdi yemek vakti. Ailecek yenilen yemek çok anlamlıydı nitekim çoğu zaman bunu Türkiye’de gerçekleştiremiyoruz. Ayrıca Teyzemin yağptığı istihbarat çalışması beni çok etkiledi. Yemekler arasında sarma(kuş üzümlü-bunu nereden öğrendi merak ediyorum), balık, su böreği gibisinden emek isteyen ve beni lezzet krizlerine sokan mükemmel yiyecekler vardı. Gecesinde Lyon sokaklarında gezindik, birşeyler içtik… Sabahlara kadar sohbet ettik.

Lyon'da amatörce yakaladığım gün batımı

Ertesi gün çok da geç başlamadı. Nitekim çok da fazla uyuyamadım.Planda o gün Bu yazının devamını okuyun »