kritik olarak etiketli yazılar

Prensese Mektuplar

Kral Büyük Frederick Euler’den 16 yaşındaki yeğeni Anhalt-Dessau prensesine mektupla hocalık etmesini istedi ve Euler felsefe, bilim, matematik gibi değişik konular üzerine iki yıl boyunca haftada iki mektup yazıp prensese gönderdi. Prensesten hiç bir zaman bir cevap gelmedi, ama bu dahi matemetikçi sıkılmadan bilgilerini bu onaltı yaşındaki prensesin anlayabileceği bir yalınlıkta ona sunmaya devam etti. 1768′de Euler arkadaşlarının tavsiyesi üzerine bu mektupları üç cilt halinde ” Lettres à une princesse d’Allemagne” ismiyle yayınladı, bir alman prensesine mektuplar. Bu blog Euler’in Anhalt-Dessau prensesiyle yaptığı karşılıksız mektuplaşmaya öykünmeyle başlayan bir serüvende yazılan mektuplarda karşımiza çıkan güzellikler üzerine düşülen dip notlardır…

diyerek tanımlanmış bir web-günlük’ün ismidir “Prensese Mektuplar“. Genelde modernist bir yaklaşımla tanımlarında olduğu gibi hemen hemen herşeyden bahsetmekteler. Beni google-reader’dan yada buzz’dan takip ediyorsanız zaten bir kısmını okuyorsunuzdur yada okuma fırsatı buluyorsunuzdur diyeyim :)

Peki bu yazı sadece bu günlüğün tanıtımı mıdır? Olmamalı elbette.

Şikayetlerim var (şimdilik iki tanecik); Bu yazının devamını okuyun »

7 Kocalı Hürmüz

Fragmanını izler izlemez beklemeye koyulmuştum filmi. Dün gidip gördüm sinemada. Normal bir film değil 7 Kocalı Hürmüz. Eleştireni çok olacak kanaatindeyim ve çoğu “Eeee sonra?” diye bitecek.

“7 Kocalı Hürmüz” üzerine yapılmadık şey kalmamıştır fakat öyle güzeldir ki  buna ilintili yapılan her sanat parçası çok tatlı gelir seyrime. Aslı burada olan oyunun sinemaya uyarlanmış hali hakkında bilgiyi burada bulabilirsiniz. Bu filmde öyle insanlar çalışmış ki kutu kutu pense oynasalar izlerim desem yazıya taraflı baktığımı sanacaksınız, susuyorum o sebeple.

Film sinema özelliğinden başka hafiften tiyatrovari bir seyirde ilerlemekte hatta ve hatta müzikal tadını hissettirdi bana. Müzikler insanı kendinden alıyor nitekim bildiğimiz şarkıların yorumlanmasından başka film müzikleri de ilgi çekici. Filmde ara ara çıkan müzikler ve danslar gerçekten eğlenceli ve başarılı. Grup danslarındaki dansçı Bu yazının devamını okuyun »

Güz Sancısı

Geçen hafta perşembe günü izledim Güz Sancısı’nı. Beğenip beğenmeyeceğimi bilmiyordum ama film hakkında birşey bilmeme rağmen iyi film diyen arkadaşlarım çoğunluktaydı. Herneyse filme yetişmek için apar topar çıktım. Filmin konusu dışında bilgim yoktu. Kim oynuyor, ne kadarını anlatıyor, kim yönetmiş…

Tabi film başlayınca bir bir gördüm oyuncuları…

Film devam etti oyunculukları gördüm…

Filmin konusu, 1955 yılında Yunanistan ve Türkiye arasındaki gerginliğin toplumdaki yansıları ve bunun meydana getirdiği 6-7 Eylül olaylarının azınlıklar üzerindeki yıkımı.

Azınlık dedim de aklıma geldi. Zaten sadece “gayr-ı müslim”  insanlara tanınan azınlık hakları (anayasal olarak Türkiye’de siyasi azınlık yoktur) günümüze kadar, her anayasayla, her darbeyle Bu yazının devamını okuyun »

Death-Note

Anime olayına Ümit ve Tayfun sayesinde tanıştığım “Avatar – The Last Airblender” ile başladım, başladığım gibi de bitirmiştim. Avatar biraz daha neşeli ve çocuksu bir çizgideydi. Neyse ki daha sonradan Death-Note’dan haberdar oldum. İşin içinde biraz da polisiye olunca tadından yenmiyor.

Death-Note macerası bir lise öğrencisi olana Yagami’nin bir not defteri bulması ile başlıyor, bu deftere yazdığı isimleri çeşitli şekilde öldürebilme gücüne sahip olan Yagami yeni işine çabucak alışıyor, suçluların yaşamlarını bir bir elinden alıyor. Tabi başta konu böyle gidecek sanıyosunuz ama yanılıyosunuz. Asıl işler Yagami’yi yakalamak için kurulan içinde Yagami’nin babasının da olduğu ve liderliğini “L” kod adıyla yürüten bir elemanın birimi devreye girince kızışıyor

Bakın sizi bilgisayar başına bağlamak için bir neden daha buldum :) .

Japonca seslendirme üzerine ingilizce alt yazılı halini buradan indirebilirsiniz

Yeni Nesil Maze – The Unfinished Swan

Ali’nin benimle paylaşımıyla haberdar oldum bu oyundan, oyunda oynayana (yada şimdilik sadece izleyebildiğim için “izleyene”) ilginç gelen labirent tamamıyla beyaz ve siyah renk topları atarak labirentin koridorlarını ortaya çıkarma işi. Seslendirmeleri de ayrıca hoş olmuş. Bazı bölümlerde ise durum tam tersi, yani heryer siyah ve beyaz toplar atarak ilerliyosunuz.

Neyse buradan Ali’ye teşekkürleri gönderip oyunun demo-videosunu izleyelim…