bursa olarak etiketli yazılar
Snowboard
17 Feb
Yeni bir heyecan edindim geçtiğimiz haftasonu. Bursa-Uludağ’da bir haftasonu geçirdim, kar tatili gibi birşey oldu. Daha önce hiç böyle bir tatil geçirmemiştim.
Kar tatili bir yana kayak tatili daha da bir başka durummuş. Ufuk geçen hafta bir turla kayak tatili yaptı, gitmiş kaymış, belini falan ağrıtmış, ama çok eğlenceliymiş… Zaten bizi de o heveslendirdi. Aslında ben çok da heveslenmemiştim, esasında Funda’nın çok hoşuna gitti bu plan. Herneyse, biz de ayarladık kendimizi, aynı tura katıldık cuma akşamı ve Bursa’ya yola koyulduk kafileyle. Bu arada ben “Lüleburgazlıyım soğuğa alışığım” edebiyatı çekmeyeceğim size nitekim dağa spor ayakkabıyla çıkan bir ben varımdır heralde. Ya benim kışlık hiçbirşeyim yokmuş, ben onu farkettim. Neyse…
Kayağa ilgi duyan biri değildim. Bir de herkes bir yerlerini incitiyordu ben de açık açık saçma buluyordum. Hem senede kaç kere yapabilirsin ki? Etrafımdakiler de öyle düşünüyordu, kime söylesem;
- Aman dikkat et kendine!
- Aman bir yerini sakatlama, bilirim sen rahat durmazsın…
- Sağlam bıraktık, sağlam gel…
gibisinden nasihatler yağdırıyordu. Ama işte o cumartesi sabahı yok mu… Böyle garip bir heyecan oluyor insanın içinde o malzemeleri görünce. Tur bizi öyle dandik bir otele götürdü ki anlatamam. Sular kesilir, soğuk akar, elektrik kesilir… Otelin işletme sorunlarından bahsetmeye gerek bile yok. Neyse cumartesi sabahına gidelim biz iyisi mi… Önce otelin kayak malzemelerinin olduğu yere gittik; oradan bot ve board kiraladık. Daha sonra şu su geçirmeyen eşofmanlardan (adı var da unuttum ya) aldık, sonra da kar maskesi ve gözlük (gözlükler çok güzel, benimkisi sarı :) ama çok para ya… Mantıksız.) aldık. Funda’ya bir de su geçirmeyen eldiven aldık. Bu arada hava inanılmaz kötü. Baya baya tipi var ama bize ko-maz, attık kendimizi kara. Çok soğuk ama özlemişiz :) Her daim kara hasretiz, nasıl oluyor bu anlamıyorum gerçekten.
En sonunda sarındık, sarmalandık, gözlüklerimizi takıp çıktık en amatör piste. “Aptal Ağacı” denilen bir ağaç varmış ona kadar çıktık. Bütün amatörler orada toplanmış :D Ayaklarımızı bir güzel bağladık boarda. İnsanın içi içine sığmıyor. Aman allahım o nasıl birşey! Ayağa bile kalkamıyorum! Bir öne düşüyorum dizlerimin üzerine, bir arkaya… Kafa üstü, kol üstü… Sonra biraz etrafı izledim, insanlar nasıl kalkıyor diye baktım. Evet kalkmayı öğrendikten sonra 2-3 metre gitmeyi başarabilmeye başlamıştım 1 saat sonunda. (Ders almadım çünkü hava çok kötü aldığın dersten birşey anlamazsın dediler. Ben de zaten o kadar para vermek istemiyordum, tam oldu.) Öğlen oldu ama 2 saat boyunca dayak yemiş gibiydim. Her yerim ağrıyo ve acıyor… Parmaklarım, bileklerim, sağ omzum, belim, karnım, popom, dizlerim…


