Sakarlıklarımdan dolayı kendime verdiğim zararlar anlat anlat bitmez. Evin içinde yürürken ayağını yaran bir insanım ben, o derece. Son zamanlarda bu tarz şeyleri yaşamıyor olmak biraz olsun bedenime rahat vermişti ki hemen bir güncelleme geldi o konuda, halısaha maçında ayak tarak kemiğimi az daha kırıyordum, şuan şiş kendileri. Ağrı yapıyor yüklenince. Ama bu normal birşey nitekim her maştan sonra morlukları sayabilir durumda olurdum (dikkat ediniz ki diğer darbelerden söz etmiyorum.) Neyse diyor insan. Ama bir 20 dakika önce yine yaptım yapacağımı ve elimden kayan kuşburnu çayının kurbanı oldum.

Suçlu ve Mağdur

Yanık en sevmediğim şey. Sızlar durur. Çok da yaktım kendimi şimdiye kadar. Poposunu bile yakmış bir adamım ben (Nasıl demeyin detaylara özelden girerim ancak). Elimi yakmıştım iyice, tuzla ye yani o seviyeydi :) (tamam iğrencim sustum), onu hatırlarım. Bu yanığım da pek farklı değil, acısı tabi biraz daha çekilesi ama sızlıyor. Pomad sürdü Doktor Bey. İzin versin iş göremez desin diye gözünün içine baktım ama neredeyse kolumu bile sarmayacaktı, zorla sardırdım (oraya buraya bulaşıcak sonra krem, hiç sevmem). Dedim “Bu nasıl iş böyle!” . Yok yok öyle demedim öncesinden sinirlendim ama dedim “Ben bu elden kayan bardaklara başlarım haa!!!” dedim daldım revire kırmızı bir bilekle (evet bileğimden itibaren dirseğime doğru 10-15 santim bir yanık). Tabiki öyle girilmez doktorun odasına, dedim ki “Doktor Bey Doktor Bey! Kolumu yaktım.” . Bir bana bir de koluma bakınca renk farkını hemen gördü. Sağolsun tedavimi yaptı hızlıca ve etkilice.

Şimdi de oturmuş bu satırları yazıyorum size. Öyle yani. Aaaa bak unutuyordum az daha Bu yazının devamını okuyun »