Kısa-Kısacık Fil(i)m
Dünkü yazımdan sonra herhalde hepiniz Prensese Mektuplar nedir ne değildir biliyorsunuzdur sanırım. İşte oradaki bir yazı içimde depreşip duran kısa film yapalım, görselli mörselli müzikli bişeyler yapalım heyecanını daha da zaptedilemez hale soktu. Zaten sürekli izlediğim kısa filmlere bir de böylesi eklenince çok canım çekti gerçekten.
Bunun üzerine de leblebimle Fatih Akın’ın Solino filmini izledikten sonra iyice niyetlendim ben bu işe.
.jpg)
Solino’yu izlemeyeniniz vardır elbet. Filmdeki öğeler zaten Fatih Akın klasiği; yemek, güzel sanatlar, aşk ve ihtiras :) İtalya’dan nazi sonrası Almanya’ya göçen iki çocuklu bir ailenin hikayesi aslında en geniş açıda. Derininde iki kardeşin küçük bir sokak oyununda anlaşamayıp kavga edişini hayata yayarak anlatmış Fatih Akın…
Çok beğendim. Başladı ve bitti film…
PS: O değil de biz ne çeksek ?

February 23, 2010 - 11:10 am
hah oda soru mu?? Hemen Ümit’e başvur o bişiler uydurur:))
February 23, 2010 - 11:54 am
Yok ya bence Ümit’e sormayalım… :) O değilde insan kendine bir gravatar.com alır da şu komik avatardan kurtulur.
February 23, 2010 - 12:43 pm
tek problemimiz buydu dimi al ozaman sana daha komik bi avatar:))
February 23, 2010 - 1:09 pm
Çok rahatladım.
February 26, 2010 - 5:34 pm
Benim fikrim geldi, dün söyeldim ama sallamadınız… Bi daha söylemem.
February 27, 2010 - 4:07 pm
Söyle len :) nolur söyle
March 6, 2010 - 5:04 pm
neden en azılı rakibi
March 6, 2010 - 5:22 pm
Birisi başarılı, zeki bir kardeş. Diğeri maskülen, arka planda kalan haylaz bir ağabey. İkisi de tutkulu olunca da bazı durumlarda rekabet kendini gösteriyor… Kadın, şan, şöhret vesaire…